Showing posts with label tv series. Show all posts
Showing posts with label tv series. Show all posts

Monday, May 19, 2014

Yaktin beni 'The Vampire Diaries"

Bazi filmler vardir, bazi kitaplar, bazi diziler, alir sizi baska yerlere goturur. Baska karakterlerle tanistirir, baska hayatlarin icine sokar. Bir de bakmissiniz sanki orada yasiyorsunuz. Oradaki karakterler sizin dostunuz oluverir. Hatta bazi zamanlarda olaylarin arkasindan kafa yorarsiniz. Ben en cok bunu okudugum seri kitaplarda ve seyrettigim dizilerde hissediyorum. Filmler beni 2 saatligine veya en fazla 1-2 gunlugune mesgul ederken diziler ve seri kitaplar fazlasiyla beni icerisine aliyor. Kesin bunun psikolojide bir adi vardir ama bende bir baglilik yaratiyor diziler ve seri kitaplar. Bilemezsiniz  Harry Potter serisini nasil bitirdigimi. Son sayfanin bitmemesi icin cumleleri tekrar tekrar okudum ve kitabimi kapatirken ki o huzun... Kimse ayriliklari sevmez ama ben kitap karakterlerinden, dizi karakterlerinden bile ayrilamiyorum. O yuzdendir ki ozledikce kitaplara geri donuyorum. Bastan sona okumasam da bazi kisimlari okuyup ozlem gideriyorum. Hele de televizyonda her rastladigimda gecmem mumkun degil. Seyretmem lazim... Iste zaten o yuzden hala donup donup "Friends" seyrediyorum. Joey'i, Monica'yi, Rachel'i, Chandler'i, Phoebe' yi ve Ross'i ozluyorum. O yuzden "How I Met Your Mother" ekibine de o kadar kizdim. Onlari da arkadaslarim yerine koymustum ve benim arkadasim Ted hayatta finaldeki Ted gibi davranmazdi. Bazilariniz icin cok sacma dedigim belki ama ben o karakterlerin uzerinde sanki gerceklermis onca zaman dusunmustum. Acaba n'olucak diye meraklanmistim. Uzulmustum, aglamistim. Yeni ben ihaneti hakketmemistim. Gordugunuz uzere hala kizginim.

Neyse yavas yavas bu yazinin amacina gelelim... Ben kucuklugumden beri dogaustu yaratiklari pek sevmisimdir. Her cesidini ama... Superman, Spidermanden tutun da uzaylilara, vampirlere, kurtadamlara, cadilara kadar. O yuzden de herzaman ilgimi cekmistir bu dogaustu yaratiklarla ilgili diziler, filmler, kitaplar (Harry Potter hayrani olmam sizi sasirtmadi, degil mi?). 3-4 senedir bir diziye takildim yine. "The Vampire Diaries". Kitabi da varmis ama hic okumadim, hic okumayi da dusunmuyorum cunku ben sinirleniyorum kitap disi hikayeler gorunce ekranda. Bu kitap serisi dizi oldugunu gore dusunmek bile istemiyorum ne degisikler yaptiklarini. Ben kitap yazari olsam bazi durumlarda dava bile acardim herhalde. Zaten benim kitabim olsaydi ve dizi veya film yapmak isteselerdi ya senaryosunu ben yazardim ya da direkt hic izin vermezdim. Konumuza geri donelim. Butun dizilerin yaptigi gibi "The Vampire Diaries" de sezon finalini yapti. Ben 3-4 senedir seyrediyorum ama onlar 5 senedir ekranlarda. Bundan sonrasi spoiler icerir ona gore. Oyle bir final yaptiklar ki etkisinden cikamadim bir turlu. Bunu cozmenin en iyi yolu da yazmak diye dusundum. Bir kere bu sezonu hic sevmedim zaten. Nerdeyse her bolum yeni bir kotu karakter veya kotu bir durum cikti ve ertesi bolum olay cozuldu. Biraz sacma polisiye dizilerine dondu anlayacaginiz. Sonra nerdeyse hic kimse gercekten olmemeye basladi. Herkes geri donmeye tekrar olmeye ve tekrar geri donmeye basladi. Tamam, dogaustu falan ama herseyin de bir siniri var yani degil mi... Hersey de bu kadar dogaustu olamaz. Dizinin merkezindeki ask ucgeni de artik kabak tadi vermeye basladi derken ben yavas yavas izlememeyi dusunuyordum ki oyle bir sezon finali yapti ki hem butun asabimi bozdu hem de beni yeniden diziye bagladi tabi bir sartla eger finaldeki karakter yine dogaustu bir sekilde diziye geri donerse. Yoksa gercekten artik seyretmeyecegim. Yani bu kadar ciddiyim. Diziyi maalesef biraz "Cesur ve Guzel – Bold and Beautiful" ve "Dexter" arasi birsey yaptilar. Hic hosuma gitmiyor bu durum. Bir de ustune 3 bas karakterden birini sonsuzluga ugurlar gibi oldurunce iyice is cigirindan cikti benim icin.

Sen de herseyin kendi istedigin gibi olmasini istiyorsun diyeceksiniz ama nasil ki musteri memnuniyeti varsa izleyici/okuyucu memnuniyeti diye de birsey var yani. Ben de izleyici olarak bu durumdan hic memnun degilim. Hem kalkip bu karakterin boyle kahraman gibi sanki baska hic kimse yokmus gibi intihar bombaciligi yapmasi son derece mantiksizken bir de ustune herkesin geri donmesine onun tek basina arkada kalmasi, bir cadinin digeri cadiya yardim etmesi gerekirken kacmasi... Daha mantiksiz bircok sey sayabilirim.


Simdilik yaz tatili boyunca tek umudum 6. sezonda yazarlarin dinlenip, kendine gelip daha mantikli senaryolarla geri gelmesi. Bekleyip, gorecegiz...

Tuesday, April 8, 2014

How I Met Your ...

Uzun zaman oldu yine, farkindayim. Ama arayi daha fazla acmadan yeni yazimla karsinizdayim. Ilk yazimi okuyanlar bilir. Bu blogu sadece sinema yazilarimla degil paylasmak istediklerimle doldurmak istedigimi soylemistim. Iste sinemayla ilgili olmayan  ilk yazim karsinizda...

9 senedir ekranlarda bir dizi var: 'How I Met Your Mother' (Kisaca HIMYM). Onceleri burun kivirdigim daha sonra sirasiz bir sekilde takip ettigim son olarak da gecen sene basindan basladigim ve sonuna yetistigim bir dizi benim icin. 'Friends' i de ayni sekilde seyrettim. Bitirdikten sonra bastan baslayip tekrar seyrettim sonra tekrar... Onlar benim arkadaslarim olmustu sanki ve onlardan kopmak mumkun degildi. Aslinda HIMYM a da onlari da 'Friends' in  yerine koyabilirim diye basladim, itiraf edeyim. 'Friends' kadar komik olmasa da ilgiyle izledim butun sezonlari. En sevdigim ozelligi de olay orgusuydu. 'Friends'de olmayan bir ozellikti bu. Zamanda ileri geri giderek diziyi heyecanli kiliyordu. O kadar guzel,anlamli,birbiriyle alakali ve tutarli bir hikayeydi ki yazarlara hayran kalmistim. Adeta bir dedektiflik hikayesinin komedi haliydi ve cok eglenceliydi. Sonlara dogru diziyi basimin taci yapmis. Neredeyse 'Friends' kadar iyi bir dizi derken bana oyle bir oyun oynadi ki yazarlar, dizinin butun gozumdeki degeri yerle bir oldu. 

Halbuki hersey cok guzel basladi. Barney Robin'le evlendi. Ornek ciftimiz Marshall ve Lily yeni bir bebek bekliyorlar ve Ted'in bizim bas gitaristle mutlu bir hayata adim atmasina saatler kalmis.  Hersey mukemmel giderken ilk catirdama Barney ile Robin arasinda gerceklesiyor ve bosaniyorlar. Nerdeyse ikinci sezondan beri sinyalleri verilen ve her iki karakteri de olgunlastiran guzelim hikaye cope gidiyor bir kere. Seyrederken uzuluyorum ama neyse deyip geciyorum tabi. Sonra birdenbire Barney sanki o olgunlasma donemini hic yasamamis, bir zamanlar gercek askin ne demek oldugunu anlamamis gibi hayatina devam ediyor ve yattigi 31inci kizdan birbebek sahibi oluyor. Buna da tamam. Bu arada Robin de ortalik da yok tabi. Son olarak da  dizi asil hikayesini (tabi bu benim dusuncem, megerse yazarlar baska turlu dusunuyormus.) tamamliyor ve Ted ve Mother (ki adi Tracey'mis) evleniyor, 7 senelik birliktelik ve 2 cocuk sonrasi. Eh bu olayi da kaciracak degil Robin. Geliyor ama sanki Ted'in kafasini da karistiracakmis gibi sacma bir hal var, Barney'le bosanmasindan 3-5 ay sonra cadilar bayraminda bir araya geldiklerinde bunun sinyalini veriyor zaten. Yuzlerce kez Robin Ted'i reddetti, seni sevmiyorum dedi, ben senin 'o' dedigin kisi degilim dedi. Dedi de dedi ama gozu de hep Ted'de Robin hanimin. Buna da neyse diyorum. Ted Tracey'le ne kadar mutlu oldugunu onun hayatinin aski oldugunu ama birgun gelip hastalandigini soyluyor. Yikiliyorum tabi. Buruk biticek bu dizi diyorum gozlerim doluyor derken. Isin rengi degisiyor. Ted'in cocuklari bu bizim annemizle tanisma hikayen degil ki diyerek patliyorlar. Eh yalan degil tabi bir yerde aslinda bu Ted'in anneden once basina gelenler. Ama sonra demesinler mi ki sen bu hikayeyi anlattin cunku Robin teyzeyle aslinda beraber olmak istiyorsun, annemizin olumunun uzerinden 6 yil gecti ve acaba olur mu diye dusunuyorsun. Ben tabi soklardayim. Hayir,olamaz diye ciglik atiyorum. Cocuklarinin gaziyla da sonunda Ted 25 sene sonra o ilk gun caldigi mavi fransiz borozani calip Robin'in kapisina gidiyor. Ve yazarlar boylece bizimle dalga geciyor. Dizinin butun anlamini cope atiyor ve ilk bolume geri donuyor.

Aslinda ilk bolumden hic bir farki kalmiyor dizinin son 10 dakikasi. Yuzlerce kez dile gelen, bir yerde kanitlanan Robin'in Ted'in aradigi kisi degil  gerceginin uzeri cizilip, aslinda gercek ask yok, saplanti hatta takinti var gercegi seyircinin yuzune vuruluyor ve butun Ted'in ozene bezene anlattigi, yere goge sigdiramadigi Tracey'nin aslinda o kadar da onemli olmadigi acik secik bir sekilde ortaya konuyor. Cunku gercekten bir insani o kadar cok seversen belki onu kaybettikten sonra baska birisine asik olabilirsin ama 9 sene vazgecemedigin bir insana geri donmezsin. Eger donuyorsan hayatina daha sonra aldigin kisiyi ( Tracey) gercekten o denli sevmemissin demek ki. Hicbirsey olmamis gibi saplantili oldugun  kiza geri dondugune gore. 

Sonuc: Buyuk bir hayalkirikligi... Asil temayi (gercek aski bulabilme macerasi) tamemen yerle bir etmis, ustune de arkadaslik kavramini da mahvetmis ( Robin hem Ted'le cikti hem Barney'le. Tamam, olabilir ama sonra Barney'le evlendi, bosandi, son olarak Ted'le yeniden beraber oldu belki evlendi bilemiyoruz. Eh peki Barney noluyor burda, hic birsey yok gibi nikah sahidi de yapsinlar bi de tam olsun.) bir dizi. Dizi bittiginde gercekten bosuna bu diziyi seyrettigime karar verdim. Evet komikti ama o kadar da degildi. Bazen acaba nolucak, motherla ilgili baska ne ogrenecegiz, Barney'le Robin nasil ve ne zaman beraber olucak diye arka arkaya bolumler seyrediyordum. Yazik, bosa seyretmisim.Bilseydim sonunda ilk bolumun aynisini seyredecegimizi, karakterlerinin hic degismeden yerlerinde sayacagini hic seyretmezdim. Ayrica cocuklarin sonunda dedigi gibi bu dizinin adi 'How I Met Your Aunt Robin' olsaymis keske.

Boylece tezim de kanitlanmis oldu. Gelmis gecmis en guzel, en duygusal, en tatli ve en komik arkadaslik dizisi 'Friends'tir. Bosuna hala butun dunyada en cok seyredilen diziler arasinda degil. 'How I Met Your Mother' 'Friends'e bir nebze de olsa yaklasmisti ama bu final bolumunden sonra kimsenin donup de eski bolumleri seyredecegini dusunmuyorum.

Yazik benim harcadigim vakte...